Bir ofisi gezmeye giderken yolculuğu çoğu zaman ziyaretin dışında tutarız. Binaya varınca asıl değerlendirme başlar: oda, manzara, masa düzeni. Oysa seçtiğimiz ofise giden yolu da seçmiş oluruz. Bugün bir kez yaptığımız yolculuk, yarın haftanın alışkanlığına dönüşecektir.
Bu yüzden ofisin ulaşımını görmek için haritaya bakmak yetmez. Yolun kendisini denemek gerekir.
İstasyondan sonra da yol var
Metrodan çıkınca kaç dakika yürüyorsunuz? Aktarma sırasında uzun bir geçit var mı? Binanın girişi hangi tarafta? Yağmurlu bir günde veya akşam çıkışında aynı yol nasıl hissettirir?
“Metroya yakın” ifadesi iyi bir başlangıçtır; günlük yolculuğun tamamını anlatmaz. Güncel hat ve çıkış bilgilerini kontrol edip kapıdan kapıya süreyi kendiniz ölçün. Aynı mesafenin farklı saatlerde farklı karşılıkları olabilir.
Herkes aynı yerden gelmiyor
Bir ekipte birinin doğrudan ulaştığı adrese diğeri iki aktarmayla geliyor olabilir. Ortak ofis günlerini konuşurken bu farkı da masaya getirin. Sadece yöneticinin veya çoğunluğun güzergâhını bilmek, bütün resmi göstermeyebilir.
Erişilebilirlik ihtiyaçlarını da ayrıca sorun. Haritada kısa görünen bir yürüyüş, herkes için aynı kolaylıkta olmayabilir.
İlk kez gelenin gözünden bakın
Müşterinize adres gönderirken blok, giriş ve kat bilgisini açıkça yazın. Karşılayacak kişinin iletişim bilgisi de hazır olsun. Ziyaretçinin binanın çevresinde sizi araması, küçük bir açıklamayla önlenebilecek bir güçlük olabilir.
Ofis kapısı, iş gününün başlangıç çizgisi değildir. O günün bir bölümü yolda geçer; adresinizi seçerken bu zamanı da sahiplenin.



